İzmir Escort: Sabah Vapurunda Kalan Gece
Vapur Kalender’den ayrılırken cam buğulanır. Karşıyaka iskelesi henüz net değildir. Adam cebinde oda kartını arar, bulamaz. Yalnızca bir saç lastiği vardır; rengi koyu, markası yok. Geceyi buradan geri sarar.
Önce Alsancak. Kıbrıs Şehitleri’nin sonundaki otel, lobi müziği düşük, asansör yavaş. Kadın merdiven sahanlığında beklememiştir. Kapıda durmuştur. İsmi tam söylenmemiştir. İzmir escort diye yazılan şey, o anda bir profil değil; kısa bir bakış ve daha kısa bir cümledir. Süre nettir. Gizlilik nettir. Fazlası yoktur.
Sonra Kordon. Yürümezler. Araba sahile parallel gider, durmaz. Palmiyeler bulanık geçer. Deniz kokar ama sahne kurulmaz. İzmir’in kalabalık yüzü camın dışında kalır. İçeride konuşma kesiktir. Nereden geldiği, ne iş yaptığı sorulmaz. Sorulursa gece biter.
Oda deniz görmez. Perde yarım. Klima sesi, uzaktan bir tramvay, bir bardak su. Dokunuşlar konuşulan çerçevenin dışına çıkmaz. Sabaha karşı koridorda bir kapı kapanır. Asansör yine yavaş iner.
Vapurdaki adam şimdi iskeleyi görür. Telefonunda arama geçmişi temizdir. Haritada bir iğne yoktur. Yine de Palandöken gibi bir dağ, Sapanca gibi bir göl yoktur burada; yalnızca körfez ve nem vardır. İzmir escort arayışı da bu yüzden şehre benzer: açık durur, iz bırakmaz.
Karşıyaka’ya ayak basınca saç lastiğini cebinden çıkarır. Atmaz. Cebine geri koyar. Şehir aynı kalır. Gece ise bir vapur iskelesinde incelir, incelir, kaybolur.
Kapı kapanınca oda yeniden benim olur. Klima hâlâ düşük çalışır, perdenin aralığından Kordon’un ışıkları sızar.…